saat 3,5'a geliyor. sabah olanlardan başlamalı anlatmaya. bu kadar yoğun bi' gün yaşayacağımı önceden bilseydim başlamazdım bile. üçüncü ders matematik yazılısından çıktıktan sonra fizik çalışmaya başladım. öğleden sonraki üç dersin birincisini atlattıktan sonra müdür yardımcısı çıkageldi, sekiz kişiyi de ben de varım içlerinde gönderdi, "hadi izinlisiniz." dedi. bir sevinç, bir coşku patlaması oldu o an. erkenden eve kavuşacak olmanın mutluluğuydu. ama ne oldu!
iki otobüs uzaklığındaki okulumdan, havadaki sıcak rüzgardan nefret ediyorum çığlıkları yankılanırken içimden, alışveriş yapmaya karar verdim daha doğrusu annemin siparişlerini marketten alma hadisesi. dört poşet artı bir sırt çantası apartmanın girişinde belirirken ben, dank ediyordu kafama ötekisi. anahtarı almamıştım ki bugün! yüklerimi fotoğrafçıya bırakıp hemen internet cafeye gittim, perdeciye benzeyen. yanına oturduğum kız bana gülümsedi. "nerden tanışıyoruz?" diye sordum aslında kıllanmıştım, durup dururken neden gülüyordu, bu kız! "galiba birisine benzettiniz" diye cevabı yapıştırdı sonra tofita ikram etti, almadım, karşı bakkaldan aldığım vişne suyunun pipetini hırsla sömürmekle meşguldüm. ne yazık ki bağlantı sorunluydu, başka masaya geçtim o da sorunluydu bir başkasına geçtim. yanımda başka bir kız vardı şimdi ve neydi benim bu kızlardan çektiğim! kulaklığım ilgisini çekmiş olacak ki, "ne dinliyorsannnn" sorusuna maruz kaldım, başımdan savmak, muhabbete girmemek için "bunları atayım bilgisayarına al sen de dinle" diye karşılık verdim. iki dakika sonra yaptığım hatayı anlamıştım. "burdağğ resüm var ahihihi" dedi, ikinci dank gelirim dememişti. kardeşimin arkadaşı gelmişti geçenlerde şarkıları, fotoğrafları kısaca çocuğun tüm flash belleği c/p teknolojisi sayesinde benimkine aktarılmıştı tembel kardeşimse daha bilgisayarına kaydedememişti.
kız fotoğraflara bakarken "siler misin bunları?" diye sordum belli bir kızgınlık tınısıyla. "hepsini bakeceğimm öyleee" cevabı karşısında kalakaldım, üçe kadar saymaya çalıştım, ispanyolca, una, dos, tres! kardeşimin okuldan çıkması gerekiyordu artık apartmanın bahçesinde beklemeye başladım umutlarım bitmeye başlamıştı ki sonunda geldi hemen çantamı ona verip fotoğrafçıya gittim kadına bir gofret verdim teşekkür ettim evime kavuştum. Bahar aradı, "sinemaya gidelim yaaa nezmandır gitmeyoruss" dedi, şöyle bir düşündüm yarın fizik yazılısı vardı, yani saat itibariyle bugün, ama sıkılmıştım biraz, daha önce çalışmıştım neden olmasındı neden hep vardı.
Baharla uzun süredir görüşmüyordum, özlemiştim. aramızda değişik bir bağ var, ilkokul arkadaşım, 21 gün 24 saat biriyle yaşamının zorluklarını ve güzelliklerini gösteren biri hani biri vardır yanında aptalca şeylere bile deli gibi gülersiniz ya öylesinden. hem bugün gnctrkcll günüydü ekonomik açıdan da zorluk yaşanmaz, güneşli günler bize kalırdı. recep ivedik'in son günüydü ama yine de boşverdik, erteledik. "vantage point" en tercih edilebilir olandı, ee zaten tercih de oydu. bahar daha az mesajlaşsa güzel bir film olabilirdi! yine de zeytin gözlü abimiz Eduardo Noriega yeter bea! eve geldiğimde saatin 23.55 olmasının yanı sıra m.'den gelen "çalıştın mı lan" mesajı kendime gelmemi sağladı. ufak bir püzür daha vardı çalışmam için. kardeşimin dönem ödevini bitirmem gerekiyordu. başladım... 1,5 saat kalkmadan yazdım.. yazdım.. bitirdim.. bursunu alır almaz vereceği 20 yetele'den ziyade pek muhterem, biricik kardeşimin geleceğiydi, kötü not almamasıydı düşündüğüm eheh. sonrası? sonrası.. lise son fiziği... uyku mu? o da ne...
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)

2 yorum:
yavrum...
nasilsin bakim? dünlügünü okudum..yine bir parca don mon var burlarda kalmis:P
aslinda zerriste adini gördüm bi yerde...dedim adasimin bloguna gelmem lazim.
bi haber etmem lazim, özledim lan! deyü...
kendine iyi bak e mi?
kali.
sen de kali. laflog'a da :)
Yorum Gönder