.....
bi' insan kendini fazla sevmemeli.
en çok kendisiyle anlaşmamalı. kendiyle mutlu olmamalı. buluta rağmen. gece karanlıkta kendine gülümsememeli.
.....
anlatacaklarım var, laflog.
cuma günü akşamı elimde kocaman bi' çantayla şenliğe gittim, üniversiteye. balık ekmek yedim. ama eminönü'ndeki gibi değildi. yine de güzeldi. pinhani'nin konseri vardı benim yüzümden geç kaldığımız için son iki şarkıya yetişebildik. hüseyin ile m. sigara içerken çantamdan "rulo kat" paketini çıkardım, puro havası yarattım. yaratmak Allah'a mahsusken susmuyorlardı insanlar.
eve geldiğimde yattım.
ama asıl anlatmak istediğim cumartesi günü. dedemde kalıyorum, evin odalarının kapıları değiştiriliyor, ses var, huzur yok, ses var, ben yokum öyleyse.
10'da uyandım, "o"nda değil, dedemde. oturma odasında yatak olmuş bi' kanepe. olsa da yesek. bu haftasonu dershanem olmadığı için vicdan'ın da keyfi yerinde. fizik1'de son iki konum eksikti, ilk konum ve son konum değil, eksik olanlar. aslında aradalar. aramadılar, sormadılar, ben çalıştım. basit harmonik hareket ve kütle çekimi'ydi ilki. sonra itme ve momentumu bitirdim, testlerini çözdüm. bahar'ı aradım, dışarı çıktık.
galatasaray şampiyon oldu. annem kurşun yemeyin dışarda fazla dolanmayın diye aradı. anne ben o kurşunu yesem esnek olmayan çarpışma mı olur, bu?
-evet. koruyamaz ne kurşun ne de ben kinetik enerjiyi.
ve neler oluyor, bize?
bahar sen eskisi gibi değilsin. üniversiteli olmak bu demek olmamalı, n'olur.
-zerrişte, senin dedendeyiz dedim anneme yoksa babam bugün çıktığıma kızar, (holiganı var gani gani) bir de annem sana çok güveniyor. bir tek onlaysan izin veririm diyor.
-annene selam söyle
-bak şurdaki çocuğu gördün mü, arabası var onun sıvank bölümünde okuyor
-nerdeki
-gitti bile
-aaa tuba mesaj atmış fenerli o ne diyim?
-bilmem
-bizim bölümdeki aslı beni galiba kıskanıyor. soranlara bahar'ın sevgilisi var diyormuş.
-anladım. el muerto ölüm demekmiş dün öğre..
-ayakkabılarımın rengi çok mu kötü?
-yok, değil. güzel.
-bordolarını da alacağım galiba
-anladım
-çocuklar bizi süzüyor
-görmüyorum
-cidden mi? inanmıyorum.
...........
bi' "ölmek istiyorum" diyemedim bea. bi' o kaldı, "anlıyorum", "hehe", "haha", "evet"...
sonra televizyon izledim. uzun süredir uzaktım yakınına.
bak sırasıyla neler izlediğimi sayayım;
tv5monde'de len direct de beyrouth (libon) altyazılı bi' haber. sonra sarkozy'yi gördüm sergi açılışındaydı. spiker sarışın bi' kadındı, kalpli kolyesi vardı. kanalları tarıyordum, menekşe ile halil'i gördüm, hala "çıkıyor"lardı, ama halil rol yapamıyordu "hala", kral'da türk filmi vardı
sadri alışık saz çalıyordu; "açık bırak pencereni, ötme perdeyi bu gece, sana yaptığım bu şarkıyı rüzgarlar getirebilsin". gül'dü bakıcı kızın adı, sadri alışık evin beyi, kızının adı da lale'ydi. sonra mahşer-i cümbüş'ü gördüm, hiç izlememiştim, sözlükte hakkında yazılanları okumama rağmen, bir kadın maradona taklidi yapıyordu, komik değildi, değiştirdim, türk filmine döndüm aliye rona'yı gördüm, sadri alışık'ın adı zikredildi, "emin bey"di.
stv'yi açtım, ayna programıydı ekranlarımızda şimdi, dedem uyumuştu çoktan, oysa uyku bana çok uzaktı, henüz. arjantin'deydiler. bir türk kolejinde adı colegio hercules'di. nasıl akıllı çocuklardı, onların gözlerinde gördüm üç dili aynı anda öğrenmeyi onlar anlattı biraz pokemon'a özenip balkondan atlayan çocuğu. öğretmenlerinin adı sultan'dı. dış ses "sultan hanım güzel dilimizi bu güzel öğrencilere öğretiyor" diyordu. güzeldi.
sonra çocuklar şarkı söylediler. hem türkçe hem ispanyolca.
"cok calissken olmalıyız bu ulus iccin bu vatan ici cok calısken olmalıyız" dediler ama önce "yuuusen alsancakkk" her iki milletin milli marşıydı okunan. her iki ülkenin bayrakları ve kurucularının resimleri asılıydı duvarda; atatürk ve san martin. "cumhuriyet öskürlük demek, koosmak demek" dediler, "taasına toprağa, her kösesi cennetin bir baskadır benim memleketim" dediler.
ngc'ye baktım. barbarlara satılan çinli prensesler dedi dış ses, çinliler'di ekrandakiler. ordan bi' çiftçi amca taşı delmiş kendine yol açmış, kuyudan su çıkarıyor, "tarihe gereken önemi göstermek" dedim, 2000 yıllık bu han duvarları dedi, dış ses. zapladım. uludağ üniversitesi'ne cenk erdem bey'ler gelmişti, ama program bitiyordu, anakondayla evlenen adamı gösterdiler yılan suya girdi, "bakmayın kese atıyor"...
türk filmine döndüğümde lale pavyona düşmüştü.
mtv'de anime vardı. iki tane kör adama karşılık kılıçlı biri.
-hayır ikimiz de gördük zihin gözümüzle
-zıfınkkkkkk (kılıçlar) görün bunu da görün bakayım
sonra uyumuşum.
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder